Pazartesi okul yok. Devamsızlıkta. Balkon kapısı açık ve güneş çok güzel. Bugün çok güzel. Adeta yaz tatili. Hatta sınav temposuz yaz tatili. Sadece ilkokulda kullanmadığım devamsızlıklarıma pişmanım. Bir de dinlemediğim matematik derslerine. Babamın varlığına ve gitmemi istemediği için izin vermediği yerlerin varlığına mutluyum. Babam beni düşnüyor ve şüphesiz ki O’na çok aşığım. (Hemen babama aşk dolu bir mesaj) Biraz önce bir Büyükada fotoğrafıyla İstanbul Hukuk’u ne kadar çok isteğimi farkettim.
Bahçeli çok güzel. Bahçeli babam demek. Geçenler de Sim’den dondurma aldım. Aslı ile gittik ama ben 5 yaşımdaydım ve ordan babamla girdik. Tek çocuktum. Arabalı abiler ve ablalar vardı. Sevgililer de. Yine isimlerini bilmediğim dondurmaları renklerine göre söyledim. Bazen 5 yaşımdayım ve babamlayım. 17 yaşında bahçelide bi yere girip ‘cafeci abi bana şunlardan versene’ diyebilecek kadar özlüyorum. Peki ya espresso ? Tek şat mı çift şat mı? Arabada ‘yaşa Fenerbahçe’ diye bağırdığını sandığım amcamın ‘yavşak Fenerbahçe’ demesi üzerine ‘sensin yavşak’ diyeli de muhtemelen 10-12 yıl oldu. Fener maçında arkamdan bana çubuk kraker uzatan çocuğu hiç ama hiç unutmıcam. Bakiyem yettiği sürece babama aşk mesajları atıyorum. O’nu çok sevdiğimi bilsin çünkü O’nu çok üzüyorum. Babam bana çok aşık olduğu sürece kimsenin beni sevmemesine razı olabilirm. İSTANBUL HUKUK İSTİYORUM. Çok fazla. Ama çalışmıyorum. Fakar çalışıcam. Yaz bi gelsin çok çalışıcam söz veriyorum. Tarih öğretmenime de söz veriyorum. Her ders bana ‘o diplomayı almazsan sadece entellektüel kimliğinle kalıcaksın ve bu hiçbir işe yaramıcak. Kendini harcama.’ diyen tarih öğrettmenime bir kez daha söz veriyorum. Orayı kazanırsam babam bana daha çok aşık olacak ve onun aşkı her şeyden milyon kat daha mikemmel. Şimdi ne dediğimi bilmediğim 3897 ayrı telden çaldığım bu sayfaya kokulu öpücüklerimi bırakıyorum ve gidiyorum.
ÇÜNKÜ EBEYİN AMI
Saat 00,28 ve benim köpekler gibi uykum var. Başım deli gibi ag(29 oldu)rıyor. Ama bu gece bende uyumak istemiyorum insan gibi oturmak uyumayanlara katılmak köpekler giibi muhabbet etmek falan yani ne bileyim bunlardan istiyorum fakat LİSELİYİM.
Saat 9 da beyin siken (ders) var ve ben tabi ki yine SAAT 9 DA KIZILAYDA OLAMA(M)YACAĞIM. Sabah erken gidersem muhtemelen özgeelrle sigara içicez ve muhakkak tek eğlencem bu. Sınavlarımın hiçbirine çalışmadım ve pazartesi geometri var benimse tek bildiğim.. pardon onuda bilmiyormuşum. Neyse efenim bi de geçen cumartesi içmiştim. Misler gibi sarhoş olup eve de dönemez hale gelince ve annem beni öyle görünce açık açık söylemesede ‘Bir daha olursa GÖTÜNÜ KESERİM’ dedi. İşte pazar günü de dersim var sonra hafta içi okul var perşembe münazara 12 dakikalık konusmamın 4 dakikalık kısmının bile hazır olup olmadığından emin değilim. Yarınaq dershane matematik ve tarih ödevim var (tabiyki yapmadım).
SONRA BU KIZ NİYE BÖYLE AMENKO ANANIN AMINDAN DOLAYI BÖYLE BU KIZ EŞŞEĞİN SİKİ ÇÜNKÜ AMK YA HALİME BAK ÖLMÜŞÜM AMK ŞURDA BİLE NE DEDİĞİMİ BİLMİYORUM SONRA BU KIZ NİYE BÖYLE.
Başımda ki çılgın ağrıdan dolayı ölücem. Ders çalışmak yerine kitap okumak isityorum. Matematikten sik gibi bir puan almışım ve sene sonunda karnemi gören annem götüme job sokcak gibi (yoksa jop muydu ?)
Sigara sadece mide bulandırıyor. Onun mide bulandırıcı etkisinden köpekler gibi zevk alıyorum. Kullanmıyorum. Belki de olur. Bi’şey için bırakalı aylar oldu demenin zevkini yaşarım.
Bırakalı aylar oldu. Yazındı. Aslında hiç kullanmadım. Aslında hiç başlamadım. Bırakalı aylar oldu. Zevkli. Güzel cümle.
Sonra salak salak bıraktıklarımıza ağladığımda, bi köşeye ayırdığım o şarkıyı dinleyeceğim.
’Şimdi yaşadığı tıpkı yalnız bir çocucuğun hayali arkadaşı gibi. Korkma bi’şey yok. O öyle sanıyor ve geçeçek’
Şarkı bana bunları bağırırken bile kızamıyor oluşum ne seni ne onu ne bir başkasını anlayamadığımdandır. Anlayamadıklarıma kızamam. Hatalıyımdır. Hatalıyım !! En başından beri. En sonuna kadar. Gidebileceği o kocaman en’e kadar ben engelleyemediysem hiçbir şeyi hatalıyım.
O ÇOK GÜZEL ŞARKIYLA.
Aşık olmak. Aşık olduğunu bilmemek. Kabullenmek istememek. Yeni farkedilen. Yeni farkettiğini şimdi anlayabilmek ama günlerdir zihninde uçuşan kelimelerin aslında hep farkında olmak ve yeni farketmek. Gidişi ve engelleyememek. Saatlerce gitmeye çalışması gidemeyişi ve bu süreçte acı çekmek. Gözleri. İlk gördüğünde verdiğin tepki. Hiç olmayacak bir adam. Hiç olmayacak adamın dünyada görmüş olduğun en güzel gözleri. Bilmemek ama imkansızı bilmek. Kabullenmekle kabullenememek arasındaki ince çizgi. Olmaz diyerek kendini engelleyişine rağmen damağında bıraktığı tatlı acı. Bembeyaz dişleri, gülüşü, gözleri, evet gözleri hiç unutulmayacak. Dünya’nın en güzel adamının en güzel gözleri. Saatlerce gitmeye çalışması. Gidemeyişi. Bütün gece incelediğin tek bir resmi. Tek bi’ resim. Mesefeler. Araya girenler. Tek sorun ikimizde inatçıydık. Git. Gitme. Adını söyleyip ardından ‘git’ deyişim. İlk defa hissettiğim tatlı acı. Gidemeyişinin verdiği zevk. Ardından gidişi. Tatlı acının koca bir hüzne dönüşmesi hissi. Yinemi ? Gülüşü akıldan çıkmayacak kadar güzel gülüşü. Beyaz dişler ve gözleri. Uyumak. Uyku. Tekrar gelir mi ki ? Gurur. Kaybetmeye sebep. Git deyişimin ardındaki çocuksu bakış. İçimde ki çocuk. Nerden geldi? Nereye gidiyordu ? Sorular. Binlerce. Binlerce soru. Zihinde uçuşmaları. Gelir mi ki ? Gözleri?
Sanırım o kadar çok seviyorduk ki :
İçimize atacak kadar.
Attığımız yerden söküp atamayacak kadar.
Söküp attığımızda kanatacak kadar.
Kanadığında kabuk bağlamayacak kadar.
Bizi göz göre göre kan kaybından öldürmesini sağlayacak kadar çok.
lanetlilerkralicesi sordu: face adresini ver banaaa :D
ekledim :D
beyniminkustuklari:
Şule: Çok mu sevmiştin?
Behzat: Bilmem. Ben sevmesini bilmiyorum herhalde. Kimi sevdiysem bana düşman oldu..
Sen Bana Daha Zamanı Var Diyorsun, Oysa Her Gün Tükeniyoruz.
Siktiret-miş. Hadi ordan-mış. yapıyormuş seviyormuş bekliyormuş istiyormuş gitmiyormuş kalıyormuş sanıyormuş görüyormuş bakıyormuş . Özlüyor-muş ama ‘siktiret’-miş.